İçindekiler
Bu soru yalnızca dinlerin değil, felsefenin, bilimin ve insan vicdanının da merkezinde yer alır. Allah’ın varlığı meselesi; kör bir inançtan ibaret değil, aklın, gözlemin, bilginin ve içsel farkındalığın birlikte değerlendirilmesiyle ele alınması gereken çok katmanlı bir hakikattir.
Bu makalede Allah’ın varlığı; kâinattaki düzen, bilimsel veriler, aklî zorunluluklar, insan fıtratı, ahlak yasası ve varlık mantığı üzerinden ele alınacaktır.
Kâinattaki Kusursuz Düzen ve Ölçü Delili
Evren, rastgeleliğin değil, hassas bir ölçünün ürünüdür. Fizikte “ince ayar” (fine-tuning) olarak bilinen gerçek şunu gösterir:
Evreni oluşturan temel sabitler çok küçük oranlarda bile farklı olsaydı, ne yıldızlar oluşur ne de hayat mümkün olurdu.
Evreni oluşturan temel sabitler çok küçük oranlarda bile farklı olsaydı, ne yıldızlar oluşur ne de hayat mümkün olurdu.
Bir örnek:
Yerçekimi kuvveti biraz daha güçlü olsaydı, evren kendi içine çökerdi.
Biraz daha zayıf olsaydı, madde bir araya gelemezdi.
Bu hassas denge şu soruyu zorunlu kılar:
Bu ölçüyü kim koydu?
Kur’an bu gerçeği asırlar öncesinden şu ifadeyle dile getirir:
“Biz her şeyi bir ölçü ile yarattık.” (Kamer, 54/49)
Bilimsel Gözlem ve Nedensellik İlkesi
Bilim, her etkinin bir nedeni olduğunu kabul eder. Hiçbir bilim dalı “nedensiz oluşumu” temel ilke olarak benimsemez.Bu durumda evren için de şu mantık zinciri ortaya çıkar:
- Evren vardır
- Sonradan var olmuştur (Big Bang)
- Sonradan var olan her şeyin bir nedeni vardır
- O halde evrenin de bir nedeni vardır
- Evrenin kendisi olamaz (çünkü evren sonradandır)
- Maddenin ürünü olamaz (madde evrenle birlikte oluşmuştur)
- Zamana bağlı olamaz (çünkü zamanı yaratan da evrendir)
İnsan Fıtratı ve İçsel Tanıklık
İnsan, doğuştan anlam arayan bir varlıktır. En ilkel toplumlardan en modern uygarlıklara kadar insan, mutlaka bir “üst varlık” fikri geliştirmiştir. Bu durum sosyolojik bir tesadüf değil, fıtrî bir yöneliştir.
İnsan zor anlarda refleks olarak Allah’a yönelir. Bu bilinçaltı bir koşullanma değil, içsel bir tanıklıktır.
Kur’an bu durumu şöyle ifade eder:
“Yüzünü hanîf olarak dine çevir; Allah’ın insanları üzerine yarattığı fıtrata.” (Rum, 30/30)
Ahlak Yasası ve Mutlak İyi Problemi
İnsanlar farklı kültürlerde yaşasa da bazı temel ahlaki ilkelerde ortaklaşır:- Zulüm kötüdür
- Adalet iyidir
- Masumun öldürülmesi yanlıştır
Eğer evrende yalnızca madde varsa:İyiyi ve kötüyü belirleyen mutlak ölçü nedir?
- Ahlak yalnızca kişisel tercih olur
- Evrensel doğru–yanlış anlamını yitirir
Yokluktan Varlık Çıkmaz İlkesi
Felsefenin temel ilkelerinden biri şudur:“Yokluk, varlık üretemez.”
Hiçbir şeyden hiçbir şey çıkmaz.
Evrenin “kendiliğinden” var olduğunu iddia etmek, bu temel mantık ilkesini reddetmek anlamına gelir.
Varlık varsa:
- Onu var eden vardır
- Var eden, varlıktan üstün olmalıdır
İnsan Bilincinin Açıklanamayan Boyutu
Beyin maddi bir organdır; fakat bilinç, salt maddi tepkimelerle açıklanamamaktadır. Sevgi, anlam, vicdan, estetik algı ve metafizik sorgulama; yalnızca kimyasal süreçlerle izah edilemez.
Bu durum insanın yalnızca biyolojik değil, metafizik bir yönü olduğunu gösterir. Bu yön, insanın Yaratan ile bağ kurabilen tarafıdır.
Zorunlu Bir Hakikat Olarak Allah’ın Varlığı
Allah’ın varlığı:- Kör bir kabullenme değil
- Akla aykırı bir inanç değil
- Bilimle çelişen bir iddia hiç değildir
- Akıl O’nu gerektirir
- Bilim O’nu işaret eder
- Vicdan O’nu tanır
- Kâinat O’nu anlatır