BULUT

Aktif Üyemiz
Yönetici
islam dusmanlari-.webp
Bundan yaklaşık iki yıl evvel bir gazetede “Müslüman Kılıklı Misyonerler” başlıklı şöyle bir haber yayınlanmıştı:

“MİT, Dünya Kiliseler Konseyi’nin “kaynaştırma”, “kültürel bağdaştırma” adı altında tanımladığı, ABD merkezli iki misyoner organizasyonun Türkiye’de C5 grubu ve “Frontier Mission” adıyla faaliyet yürüttüğünü belirledi. İslam ve Hıristiyanlığın ortak noktaları üzerinden hareket eden grupların, niyetlerini perdelemek ve halkı daha rahat etkilemek için Müslüman gibi görünüp “Besmele” çektiği ifade edildi. Namaz kılan, “Selamün aleyküm” demeyi ihmal etmeyen, ezan okunduğunda “Aziz Allah” diyen grubun Müslüman isimleri ile birbirlerine seslendikleri vurgulandı. 4 sayfalık raporda, diyalog temasını işleyen bu yapılanmanın Kur’an-Tevrat-İncil karışımı “Gerçek Furkan” adında bir kitap üzerinde yoğunlaştığı kaydedildi.”

Bilindiği gibi Misyonerlerin ana gayesi Islam’ı yok etmektir. Hatta bu konuda Ingiliz Misyoner teşkilatı tarafından kitaplar dahi yazdırılmıştır. Bununla alakalı, en calib-i dikkat olan, Ingiliz Sömürge bakanlığı tarafından hazırlananıdır. Misyoner-casus Hampher’in “Islam’ı nasıl yok edelim?” adlı kitabı oldukça ilginçtir.[1]

Müslümanların bu yönleri misyoner-casuslar vasıtasıyla tesbit edildikten sonra; bu kuvvetli yönleri nasıl zayıflatacakları ve onları nasıl yıkacakları hakkında da elbette bazı kararlar alınmıştır. Peki alınan bu kararlar kimlerin eliyle tatbik edilecektir? Elbette “bizden sanılan”ların, yani “Müslüman kılıklı”ların eliyle. Mesela “bizden sanılan” idareci, tarihçi, din adamı, yazar, gazeteci, sivil toplum örgütleri vs.

Şimdi isterseniz Türkiye’de gündeme gelen tarihçilerin, “sözde” din adamlarının, sivil toplum örgütleri ve gazetecilerin dillendirdikleri bazı meseleleri tekrar gözümüzün önüne getirelim ve fakat bunu yaparken M. Kemal’in inkılaplarını da göz ardı etmeyelim.

Aşağıdaki maddeleri, yukarıdaki maddelerle tek tek karşılaştıralım…

Bu kitapta Müslümanların kırılması gereken kuvvetli yönleri tespit ediliyor. Yıkmayı tasarladıkları Müslümanların kuvvetli yönlerinden bazıları şunlardır:​

1
Her türlü ırk, dil, kültür ve milliyetçilik taassubunun Islam’la kaldırılarak, bunun yerine Islam’ın konmuş olması.Türkçülük, Kürtçülük tartışmaları… “Araplar bizi arkadan vurdu”, “Türkün türkten başka dostu yoktur”, “Ne mutlu Türküm diyene” vs. sloganları…
2
Iman akidelerini öğrenme nokta-i nazarından, din alimlerine olan bağlılık ve saygı.Günümüzde bazı “sözde” din adamlarının muteber alimlerimizi kötülemeleri ve itibarlarını sarsmaya yönelik yayınları. M. Kemal döneminde din derslerinin yasaklanması ve son olarak CHP’nin din derslerine karşı çıkması.
3
Bütün Müslümanların, mevcut halifeyi, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in meşru halifesi ve ulü’l-emr sayarak, ona saygı beslemeleri.Halifeliğin kaldırılması…
4
Kafirlere karşı cihadın vacip oluşu.“Bize ne Filistin’den, onlar bize ihanet etmişti” yönündeki açıklamalar.
5
Islam’ın diğer bütün dinlerden üstün olduğu inancı.Dinlerarası Diyalog…
6
Müslümanların, büyük bir şevk ve iştiyakla namaz, oruç ve hacc farizalarına olan bağlılıkları.“Ibadet etmiyorum ama kalbim temiz” şeklindeki anlayışın hakim kılınmasına çalışılması. Ibadetlerin “Emevi uydurması” olduğuna dair iftiralar. Ayrıca Uğur Dündar’ın, sanki suç işliyorlarmış gibi Cuma namazı kılan öğrencileri gerilim fon müziğiyle Ana Haber bülteninde özel haber yapmasını hatırlayalım.
7
Iman ve ihlas yönünden, Islam akaidine (inancına) olan kesin bağlılık.Altıncı maddede zikredilenler ve buna ek olarak kader, mucize ve tasavvufun vs. inkar edilmesi. Allah Teala’nın “her şeyi bilmediğine” dair hezeyanın kusulması.
8
Genç ihtiyar; herkesin, Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’in Sünnetini öğrenmekteki gayreti; aile bağlarının kuvvetli olması.Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimizin Sünneti’nin “sözde” din adamları vasıtasıyla inkar edilmesi. Yine bu sözde din adamları marifetiyle Hadislerin itibarsızlaştırılmaya çalışılması. Buna karşı da kasten yanlış yorumlanan “Kur’an” ayetlerinin kalkan olarak kullanılması.
9
Kadınların, fesad ve gayr-i meşru ilişkilerden uzaklaştıran peçeye kesin olarak riayet edilmesi.Örtünmenin yasaklanması, açılmanın ve ahlaksızlığın teşvik edilmesi. Soner Yalçın’ın “inadına dekolte ve mini etek giyeceksiniz” sözlerini hatırlayalım. “Kölelikten kurtarmak ve özgürlüğe kavuşturmak” parolasıyla, kadınları moda ve reklam sektörü başta olmak üzere birçok alanda kullanarak modern köle yapmaya yönelik faaliyetler.
10
Cemaatle kılınan namazın tercihe şayan olması ve Müslümanların, bu münasebetle günde birkaç defa bir araya gelmeleri.Camilerin kapatılması, satılması… Imam Hatiplerin kapatılması… Cuma tatilinin pazara kaydırılması ve böylece Cuma namazına katılımın düşmesi… Sözde din adamları tarafından Teravih namazının inkar edilmesi.
11
Hz. Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem), ehl-i beyt, ulema ve suleha türbelerine saygı gösterilerek, buraların toplantı yeri haline getirilmesi.Türbelerin kapatılması… (Türbelere mum dikmek ve bez bağlamak elbette doğru değildir. Fakat bu tür yanlışların yapılması türbelerin kapatılmasını gerektirmez. Tedbir alınır, o kadar.)
12
Evliliğin teşviki, çok çocuk sahibi olmanın tavsiye edilmesi ve birden fazla kadınla evlenmenin caiz olması.Doğum kontrolü, kürtaj… Ayrıca Cumhurbaşkanı’nın “en az 3 çocuk doğurun” tavsiyesine malum medya ve CHP’nin şiddetle karşı çıkışlarını hatırlayalım.
13
Kur’an ve Sünnete kesin bağlılık ve her ikisini de hayatlarına tatbik etme gayreti; bu gayretin onları cennete götüreceği inancı.[2]Altıncı ve sekizinci maddelere bakınız.

KAYNAK

[1] Hatırat-ı Hampher, Casus-i Ingilisi der Memalik-i Islami, Farsça tercümesi, Dr. Muhsin Müeyyidi, Tahran 1361.
[2] Hatırat-ı Hampher, Casus-i Ingilisi der Memalik-i Islami, Farsça tercümesi, Dr. Muhsin Müeyyidi, Tahran 1361, sayfa 73-76.

Ayrıca bakınız;
Prof. Dr. Ihsan Süreyya Sırma, Sömürü Ajanı Ingiliz Misyonerleri, 15. Baskı, Beyan Yayınları, Istanbul 2011, sayfa 72-74.


BİLGİ
 
Müslüman kılıklı misyonerlik iddiaları, geleneksel misyonerlik faaliyetlerinin yerini daha gizli ve kültürel uyuma dayalı yöntemlere bıraktığını öne sürmektedir. Bu yaklaşımda misyonerlerin yerel halkın dini ve kültürel değerlerini benimser gibi davranarak, dolaylı tebliğ ve sosyal faaliyetler yoluyla etki oluşturduğu ifade edilir.

Özellikle C5 hareketi gibi modeller, İslam kimliği içinde kalıyormuş izlenimi vererek inanç dönüşümünü hedeflediği iddialarıyla tartışma konusu olmaktadır. Bu çerçevede dinler arası diyalog, kültürel uyum ve algı yönetimi kavramları, modern misyonerlik stratejilerinin temel unsurları olarak öne çıkmaktadır. Müslüman görünüp misyonerliğin kuklası olmuş sözde ilahiyetçı şarlatanların bu oyunlarına düşmemeliyiz.
 
Bu konu, misyonerlik faaliyetlerinin artık açık şekilde değil, daha gizli ve uyumlu yöntemlerle yapıldığı iddiasını anlatır. Aslında iddia değil, gerçeğin ta kendisi. Buna göre bazı kişiler, bulundukları toplumun dinî ve kültürel yapısına uyum sağlayarak kendilerini o toplumdan biri gibi gösterir. Amaçlarının ise zamanla insanların inançlarını etkilemek olduğu öne sürülür. C5 hareketi gibi yaklaşımlar bu bağlamda tartışılır ve dinler arası diyalog, kültürel uyum gibi kavramlar bu sürecin parçası olarak kullanılarak müslümanlar üzerinde bir etki bırakmak isterler.

Önce güzel ve doğru bilgiler verip, sonra zehirlerini akıtırlar. Müslüman akıllı olmalı. Bu din düşmanı palyaçolara itibar etmeden islama sahip çıkmalı, bu soytarıların sözü yerine gerçek alimlerin kaynaklarına sarılıp, hadislerle bize aktarılan doğrulara sahip çıkmalıyız.

Bu soytarı kılıklı palyaçoların isimlerini vermeye gerek yok. Zaten herkes biliyor. En azılısından en hafifine kadar kendini belli eden bu din düşmanlarına karşı tetikte olup söylediklerinie itibar etmeden, yapmak istediklerini boşa çıkarmalıyız.
 
Aynen öyle. Bu zavallılara hakettikleri gibi davranmak lazım. Emrinde oldukları mihraklar, dış istihbarat servisleri ve hatta sırt islamı değiştirmek için kurulan birimler karşısında Allaha sığınarak, ondan yardım isteyerek bu ş...fsizlerin tuzağına düşmemeliyiz.

Biz islamı bu kansızlardan değil, Kur'an-ı Kerinden, bu güne kadar bize gelen hadislerden, gerçek din alimlerinden öğrendik. Bu bozguncular çıkana kadar bildiğimiz doğrular, bunlar piyasada boy göstermeye başladıktan sonra birden değişti. Bunlara özel vahiy mi geldi, bugüne kadar hiiiç kimse bilmiyordu da bunlar nereden öğrendi de islamı eleştirmeye başladılar.

Bu hadsizlerin bildikleri halde bizlmezden geldikleri, kabul edemedikleri bir gerçek var ki;

AYET-İ KERiME
....... Çünkü bunlar doğru yoldan sapmaktır. Bugün, kâfirler dininize karşı (mücadelede) ümitlerini yitirmişlerdir. Onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, size nimetimi tamamladım, sizin için din olarak İslâmiyet’i beğendim. Kim açlıktan bunalıp çaresiz kalırsa, günah sınırına varmaksızın yiyebilir. Şüphesiz ki Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

Mâide Suresi/3


Gerisi boş. Biz kimin ne olduğunu da, ne yapmaya çalıştığını da biliyoruz. Allah (ac)'ın kemale erdirip, üzerimize seçtiği dini değiştirmek isteyen hadsizler ne yapsalar boş.
 
Asıl önemli olan, insanların doğru bilgiye ulaşması ve kendi inancını sağlam kaynaklardan öğrenmesi. Çünkü bilgi eksikliği ve önyargı, her türlü bölünmenin en kolay zeminini oluşturuyor. Birlik ve bilinç olmadığı sürece, dış etkiler zaten daha kolay sonuç alır.
 

Saat

Forum Görünümü

Konular
55.413
Mesajlar
136.120
Toplam kullanıcı
6.098
Son üye
oxenon.com
Geri
Üst